Site Rengi

Kolon Kanseri ve Hastalıkları

07.11.2020
12
Kolon Kanseri ve Hastalıkları

Kolon Kanseri Nedir?
Halk arasında “kalınca bağırsak” olarak malum ve sindirim sisteminin son olarak kısmında yer alan bölgede gelişen bir hastalık olan kolon kanseri, yaşamı boyunca her 20 kişiden 1’inde görülmektedir.

Kolon ve rektum, sindirim sisteminin birer parçasıdır. Kalın bağırsak, ince bağırsaktan sonrasında gelen organlardır ve averaj 1,5 m uzunluğundadır. Ters dönmüş U harfi şeklinde karnın sağ alt tarafınca kör bağırsak ile adım atar, yukarı çıkar ve karaciğer altından dönüş yaparak karnı yatay geçer. Sol üst köşede yerleşen dalağın altına gelir ve yine bir dönüş yaparak sol taraftan aşağı doğru yönelerek rektumla birleşir. Rektum, ortalama 15 cm uzunluğunda ve kalın bağırsağın genişlemesi sonucu oluşan sindirim sisteminin son kısmıdır.

Kolon kanseri, kolonda yer edinen hücrelerde adım atar. Hücre sayısı çoğaldıkça, peçete halkası benzer biçimde dairesel şekilde kolon çevreına yayılır. Erken tanı konması halinde, kanser hücreleri sadece kolon içi ile sınırlı olarak tespit edilebilir. Erken tanı konamaması halinde ise, kanser yakın organlara, lenf bezlerine ve kan dolaşımı yöntemiyle karaciğer, akciğer ve diğer organlara yayılım izah edebilir.

Kolon kanseri tedavisinde başarıyı getiren en önemli kriter ise erken teşhistir. Kolon veya kalın bağırsak kanseri erken evrede saptandığında hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür.

Kolon (kalınca bağırsak) Kanseri Risk Faktörleri
Gelişmiş ülkelerde, kolon ve rektum kanseri oranı, gelişmekte olan ülkelere bakılırsa 4 ile 10 kat daha fazladır. Kolorektal kanserin nedenlerini; yaşam tarzı, çevresel etkenlerdeki değişimler ve kalıtsal genetik faktörler olarak sıralanabilir.

Genetik Faktörler

Ailesinde daha önce kolorektal kanser görülen bireyin kanser riski fazladır. Kalıtsal genetik faktörler, risk oranını arttırır. Hem kalınca bağırsakta bulunan ailevi adenomatöz polipleri, bununla birlikte Lynch sendromu olarak da bilinen herediter (aileden çocuklara geçen, ailesel) polip dışı kolorektal kanseri, kolon kanseri riskini arttırır. Genetik kolorektal kanserler hastalığın sadece %5-10’u oluşturmasına rağmen, bu genetik faktörleri taşıyan insanoğluın hastalanma yaşı diğer kolon kanseri hastalardan daha gençtir ve daha çok yaşamsal risk taşımaktadır.

Herediter polip dışı kolorektal kanseri (Lynch Sendromu), genetik kolorektal kanserlerin en yaygın olanıdır. Birbirine uyumsuz DNA eşleşmeleri sonucu, kalıtsal gen mutasyonu ile doğar. Averaj tanı konma yaşı 45’dir. Bu tür gen mutasyonu ile endometriyum (dölyatağı iç zarı), yumurtalık, ince bağırsak, ureter (idrar yolu) ve renal pelvis (böbrek havuzcuğu) kanseri oluşumuna yatkınlık görülür.

Bireyin ailesinde ve birinci derecede akrabalarında kanser öyküsünün bulunması ise hastalığın ortaya çıkışını ciddi oranda etkilemektedir. Ailesinde kolon kanseri olan kişilerin, yakınında kaç yaşında kolon kanseri tespit edilmiş ise bundan 10 yıl önce kolonoskopi yaptırmaya başlaması gerekmektedir. Ailesinde kolon kanseri hikayesi olmayan yada herhangi bir şikayeti olmayan tamamen sağlıklı kişiler ise 50 yaşından itibaren minimum bir kere kolonoskopi yaptırmalıdır. Uzman doktorlara görünme için kolayca online hastane randevusu alınabilmektedir?

Polipler Kolon Kanserine neden Olabilir

Kolon kanserinin oluşumunda; aşırı yağlı, kırmızı et ağırlıklı beslenme, şişmanlık, sigara ve alkol tüketiminin yanı sıra polipler etkilidir. Tarama kolonoskopileri sırasında kalın bağırsakta polip görüldüğünde kanserleşmeden alınarak hastalığın önlenmesi mümkün olmaktadır. Hanımlarda meme ve yumurtalık kanseri hikayesi bulunması da bu kişilerde kolon kanseri riskini artırmaktadır. Meme ve yumurtalık kanseri olan kişilerde de 50 yaşını beklemeden kolon kanseri açısından tarama yapılması önerilmektedir.

Polipler genellikle geç dönemde doğrusu kansere dönüştüğünde belirti vermeye başlar. Poliplerin sadece minik bir kısmı kansere dönüşmektedir. Ancak kanserlerin büyük bir çoğunluğu poliplerden geliştiği için fazlaca dikkat edilmesi gereken bir mevzudur. Genel nüfusa baktığımızda bu oran %10-15 civarındadır. 50 yaş yöreında nüfusun ortalama %25’inde değişik tiplerde polipler görülmektedir. 70 yaşı değerlendirdiğimizde ise görülme sıklığı %50’ye yakındır; şu demek oluyor ki poliplerin görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır.

Poliplerin özellikleri;

Kendi kendine geçmemektedir.
Genetik özellik taşımaktadır. Birinci derece akrabalarında kolon kanseri ve daha önceki tetkiklerinde polip saptanan hastalar risk grubunu oluştururlar ve yakın takip gerekir.
Polipler genel anlamda 1cm yöreındadır. 2 santimetre den büyükleri tehlikeli olabilir ve çıkarılması gerekmektedir.
Şiddetli ağrı, bağlarırsak tıkanıklığı, kilo kaybı şeklinde emareler çoğu zaman geç dehemmiyet belirtileridir. Hemoroid ve anüste fissür (çatlak) gibi problemler benzer belirtilere haiz olması nedeniyle bazı hastalarda rektum kanserinin tanı ve tedavisinde gecikmelere neden olabilir. Bu emareler hem hastaları bununla birlikte nadiren hekimleri yanıltabilir. Genel olarak 40 yaş ve üzerinde makat bölgesinden olan kanamalarda rektum ve kalın barsak kanseri mümkünlığı iyi araştırılmalıdır.
Polip oluşumunu engellemek henüz pek mümkün değildir. Hareketsiz yaşam tarzını benimsemiş olanlar, aşırı stresli kişiler, sigara ve alkol kullananlar, aşırı kiloluluk hastaları ve ağırlıklı olarak kırmızı et ile beslenenler risk altındadır. Sadece posalı gıdalarla beslenmek, sigara kullanmamak doğrusu bağlarırsak hareketlerini düzene sokan her şey poliplerin oluşumunu engellemede önemli bir etkendir.
Diğer Kolon (kalın bağlarırsak Kanseri) Risk Faktörleri

Yaş: Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de çoğunlukla 50 yaş üzeri kişilerde görülür. Kolon kanseri riski yaşla birlikte artar. 60 yaşın üzerindeki hastaların kolon ve rektum kanserlerine yakalanma oranı, 40 yaş altındaki kişilere gore 10 kat daha fazladır.

Bağırsak İltihapları: Esas olarak iki çeşit barsak iltihabı vardır. Birincisi; enfeksiyona bağlı olarak kolon mukozasında yer yer oluşan ülser kısaca ülseratif kolittir. İkincisi ise, ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir kısmınde ya da aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplar ile ortaya çıkan Crohn hastalığıdır. Uzun devam eden, müzmin bir hastalık olmasına karşın tedavisi mümkündür. Oluşan yüksek kanser riski sebebiyle, kolorektal kanser tarama testleri daha sık yapmış oldurılmalıdır.

Beslenme: Kolon ve rektum kanserlerinin özellikle fast food tüketiminin yaygın olduğu ABD ve Avrupa ülkelerinde görülme sıklığı fazlaca yüksektir. Posasız gıda tüketimi, kabızlığı artırarak dışkının uzun süre bağırsak içinde kalmasına ve o bölgenin kanserleşmesine neden olmaktadır. Şarküteri ürünleri, salamuralar, tütsülenmiş etler, mangal türü yiyecekler ve kızartmalar, kabızlık yapan yiyeceklerdir. Bunun yanında meyve, sebze, baklagiller, tavuk ve tahıl bakımından zengin gıdaları tüketmenin risk oranını azalttığı belirlenmiştir.

Aşırı kiloluluk: hanım yahut adam fark etmeksizin, aşırı kilo kolon kanseri riskini arttırmaktadır.

Sigara: meydana getirilen biroldukça araştırmalarda sigara tüketimi ile kolon kanseri içinde ilişki olduğunu belirtmiştir.
Kolon Kanserinin belirtileri nelerdir?
‘Kolon (kalın bağırsak kanseri) belirlileri nedendir?’ sorusu şu şekilde cevaplandırılabilir. En sık görülen kolon kanseri emareleri devamlı ishal ve kabızlık, her süre düzgüsel bir kalınlıkta gelen büyük abdestin incelmesi, anüsten ve büyük abdestten kan gelmesi, büyük abdestte yumurta akı görünümlü salgıdır. Kolon (kalın bağlarırsak) kanserinin ilerlediği ve bağırsağı tıkadığı durumlarda ise karında şişlik ve ağrı oluşmaktadır. Bu tür şikayetleri olanların doktora başvurması, erken tanı için önemlidir.

Bağırsakların yeterince boşalamaması hissi,
Dışkılama güçlüğü
Ağrılı dışkılama
Açıklanamayan kilo kaybı
Kusma
belirtileri de kolon kanseri bir diğer adıyla kalın bağlarırsak kanserinin en önemli belirtileri arasındadır. Bağırsağın sağ tarafını tutan kolon kanseri ile sol tarafını tutan kolon kanseri farklı belirtiler verebilir. Bağlarırsağın sol tarafı daha dar bir bölge olması nedeni ile bu bölgenin kanserlerinde daha çok dışkıda incelme, kanama, dışkı düzeninde değişme benzer biçimde şikayetler görülürken, sağ tarafta ise bağırsak daha geniş olduğundan, kanser burada sinsi bir şekilde ilerlemekte, belirti vermesi daha uzun sürmektedir. Hastada, halsizlik, kansızlık, iştahsızlık ve karın ağrısı şeklinde belirtiler olmaktadır. Ağrılı dışkılama, demir eksikliği anemisi, karında kitle hissinin kolon kanseri açısından önemli belirtilerdir. Hastalık ilerlemeden kolon kanseri tanısı konulması yaşam şansını büyük ölçüde artırmaktadır. Bundan dolayı erken tanı için kolon kanserinin belirtilerini takip etmek çok önemlidir.

Kolon Kanseri Teşhisi
kalın bağlarırsak kanseri, tarama programları içinde yer edinen bir kanser türüdür. Kanserden korumak veya hastalığı erken evrede saptamanın en etkili yolu düzenli olarak yaptırılan endoskopik incelemelerdir. Bu tarz şeylerin başında ise kolonoskopi gelmektedir. Kolonoskopi, hem mevcut bir tümörü erken evrede belirleme bununla birlikte kansere yol açabilecek polip ve benzeri problemlerı daha kanserleşmeden tespit edip kişiyi kanser gelişiminden koruyabilecek özellikte bir işlemdir. 50 yaşın üzerindeki her kişinin risk durumlarına, kişisel sağlık hikayelerine, aile öykülerine göre 2-5 senelik aralıklarla kolonoskopik incelemeden geçmeleri önerilmektedir. Kolonoskopinin hazırlığı ve uygulaması günümüzde hasta için çok daha rahat ve konforlu hale gelmiştir. Yeni kolonoskoplar son derece kolay uygulanıp hastaya hastalık vermeden istenilen sonuçlar alınmaktadır.

Kolon kanseri tanısı uzman hekimler önderliğinde bazı testeler ile konur. Hastanın doktora başvurması ve fiziki muayenenin ardından sırası ile aşağıdaki testler yapılmaktadır;

Dışkıda gizli saklı kan incelenmesi: Son derece sıradan bir testtir, ufak miktarda dışkı örnekleri laboratuvarda incelenir.
Radyolojik tetkikler: Çift kontrastlı kolon grafisi ve bilgisayarlı tomografi yapılmaktadır.
Laboratuvar tetkikleri: Tam kan sayımı, biyokimyasal tetkikler yapılmaktadır. Bunların içinde CEA (Karsinoembriyonik antijen) tetkiki kalın bağırsak kanserlerinde kanda yükselebilen ve tanıya yardımcı olan testlerden birisidir.
Kati tanı için endoskopik tetkikler: Rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi ve biyopsi yapılmaktadır. Görülen lezyondan parça alınması ve patolog tarafınca incelenmesi yapılır.
Bireyin ailesinde 50 yaşından erken kalınbağırsak kanseri vakası var ise, 40 yaşından itibaren kolonoskopi yapmış oldurması şarttır. Kolonoskopinin 5 yılda bir kere tekrarlanması çok önemlidir. Bunun yanında yılda bir defa dışkıda gizli saklı kan bakılması da kanserin belirleyiciliği ve erken tanısı için çok önemlidir. Eğer ferdin ailesinde kalınbağırsak kanseri yoksa 50 yaşından itibaren tertipli olarak 5 yılda bir kolonoskopi yapmış oldurması uygun olur.

Klasik kolonoskopi, polip yahut kanser varlığının tanısının konulmasını sağladığı şeklinde eğer hastada polip var ise onu tedavi edici ve kanser oluşumunu engelleyici özelliğe de haizdir. 5 yılda bir kez bunu yapmış oldurmak hasta için zor olmamalıdır. Çünkü kolonoskopi artık damardan iğne ile hastanın rahatlaması sağlanarak yapılan, sedasyon ve ağrı kesicilerle daha tolere edilebilir hale getirilmiş bir işlemdir.
Kolon Kanseri Tedavi yöntemleri nelerdir?
Kolon kanserinde kolonoskopide alınan poliplerin üzerinde, kanser erken evrede yakalandığında ameliyat gerekmeyebilir. Bir tek yakın takibe alınır. Poliplerin erken evrede, kansere dönüşmeden teşhisinde kolonoskopinin büyük önemi vardır. Son yıllarda meydana getirilen çalışmalarda kolonoskopi yapılarak poliplerin erken devrede çıkarılması ile kolon kanserinin büyük ölçüde engellenebildiği gösterilmiştir. Bu yüzden 45 yaşından sonrasında her adam ve 50 yaşından sonra her kadın, dışkıda gizli saklı kan taraması ve kolonoskopi yapmış oldurmalıdır. Kolonoskopi sırasında hasta konforuna büyük önem verilmektedir. Bu yüzden hasta “bilinçli sedasyon” denilen damardan hafifçe bir ağrı kesici ile yarı baygın hale getirilmektedir. Öncesinde bağırsağın çeşitli yöntemlerle tamamen boşaltılması gerekmektedir. Daha sonra fiberoptik bir kamera ile bağırsağa girilmekte ve görülen tüm polipler çıkarılmaktadır. Ancak burada kolonoskopiyi uygulayan hekimin tecrübesi, kullanılan cihazın dezenfeksiyonunun ve görüntü kalitesinin yüksek derecede olması, büyük önem taşımaktadır.

İleri aşama kolon kanserinde standart tedavi seçeneği cerrahidir; kısaca tümörlü bölgenin çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle beraber çıkarılmasıdır. Meydana getirilen çalışmalar, onkoloji prensiplerine uygun olarak ve deneyimli cerrahlar tarafından meydana getirilen ameliyatların hastanın geleceği açısından en önemli faktör bulunduğunu göstermektedir. Kolon kanserinde ameliyattan sonra hastalığın evresine nazaran ek, koruyucu kemoterapi uygulanır. Örneğin, tümörün bağırsağa komşu lenf düğümlerine sıçradığı “evre III” vakalarda, “adjuvan”kemoterapi(hastalığın yayılmasını önleyen) artık tüm dünyada standartlaşmış bir uygulamadır.

Kolon kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek (kolostomi torbaları ile) kimi zaman kaçınılmaz olabilmektedir. Ancak son yıllarda ameliyat öncesi radyoterapi ile birlikte kemoterapi uygulanması, anüsün korunmasını önemli ölçüde sağlayabilmektedir. Diğer organlara yayılmış (metastatik) hastalarda, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık derecesine bağlı olarak her üç tedavi yöntemi (cerrahi, kemoterapi, radyoterapi) uygulanmaktadır. Fakatç, hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırmaktır. Son birkaç yılda bulunan hedefe yönelik yeni biyolojik ilaç tedavileri yardımıyla, tedavide başarı oranları günden güne artmaktadır.

Kolon kanserine yakalanmamış bireylerin korunmasında beslenme tarzları ve yapmış olduracakları tarama testlerinin büyük bir önemi vardır. Sebze, meyve ve tahıllar benzer biçimde lifli gıdaların bolca tüketilmesi, yeterince kalsiyum ve D vitamininin alınması önemlidir. Bunların yanı sıra; ikincil korunma önlemi olarak tarama testleri ile erken tanının ayrı bir önemi vardır. Bunun için, her iki cinste 50 yaşından başlamak üzere, tarama testlerinin yapılması önerilmektedir. Ailesinde kolon kanseri olan bireylerde tarama testlerine daha erken yaşta kesinlikle başlanmalıdır.

Kolon Kanserinden Korunmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kolon kanserini engellemek henüz mümkün olmasa da gmeşhurk yaşantıya uygun olmayan beslenme, sedanter yaşam, aşırı kiloluluk, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklara dikkat ederek kolon kanseri riski azaltabilir. Bunun için bazı yaşam değişimleri yapılmalıdır. Bunlar;

Beslenme: Meyve, sebze ve baklagiller bakımından varlıklı gıdalarla beslenmek, kolon kanseri riskini azaltmakta yarar sağlar. Kırmızı et ve alkol tüketimi, kolon kanser riskini arttırdığı için ölçülü olmalıdır. Sağlıklı beslenme ve yağ oranı düşük gıdalar tüketme, kilonun belli oranda tutulmasına yardımcı olacaktır.
Egzersiz: Araştırmalar, düzenli egzersiz yapmanın biroldukça kanser türünde olduğu benzer biçimde kolon ve rektum kanseri riskini de azalttığını göstermiştir. Egzersiz programına başlamadan önce doktora danışmak gerekir. Tabip kişiye uygun egzersiz programı mevzusunda yardımcı olacaktır. Haftada 5 gün yada 5 günden fazla, 30 dk süreyle yapılan egzersiz tavsiye edilendir. 45 dk’dan 1 saate kadar meydana getirilen egzersiz daha fazla yarar sağlayabilir. Orta aşama aktiviteler; tempolu yürüyüş, düz arazide bisiklete binmek… Hareketli aktiviteler ise; tırmanma ve koşudur.
Steroid Yapıda Olmayan (Aspirin gibi) İltihap Önleyici İlaçlar: yapılan araştırmalar sonucunda kolon bu tip ilaçların kanser riskini azalttığını ileri sürmektedir. Tertipli kullanılmaları halinde potansiyel faydaları vardır. Ancak, potansiyel bir kolon kanser riski söz mevzusu olduğunda, hekim kontrolü ile kullanılması yararınıza olacaktır. Aksi halde mide kanaması riski ile zarar vermesi söz konusu olabilmektedir.
Kalsiyum: Kolon kanseri için azca da olsa yarar sağlayabilir. Gmeşhurk tüketilen 1200 mg kalsiyum, kolorektal adenom formunu %20, ilerlemiş adenom formunu %45 oranında azalttığı bilinmektedir. Bunun ötesinde, beraber tüketilen D vitamini ve kalsiyumun birlikte adenom formunu azalttığı belirlenmiştir.
D vitamini; Yağda çözünen bir vitamindir ve takviye edilmiş süt, mısır gevreği, uskumru, somon, ton balığı şeklinde belli bazı balık çeşitleri içeren diyet ürünlerinde ve güneş ışığında bulunur. D vitamininin, kolon kanseri dahil bazı kanser türlerini önlemede önemli bir rol oynadığı varsayılmaktadır.
Prekanseröz (kansere yol açabilecek polipler) Polip Tarama ve Tedavisi: Özellikle meme kanserinde olduğu gibi, kanser türlerinde uygulanan tarama testleri, kanserin gelişmesini önlemez ancak erken evrede tanı konmasına yarar sağlayarak, tedavide başarı oranını arttırır. Prekanseröz poliplerin belirlenmesi içinde uygulanan tarama testleri sayesinde, kanserin gelişimi önlenebilir. Tespit edilen poliplerin alınması, daha sonra gelişecek kanseri engelleyebilir.
Koruyucu Cerrahi Müdahale: Koruyucu cerrahi müdahale, kolorektal kanser riski yüksek olan kişiler için önerilebilir. Bu ameliyatta, kanser gelişimi görülmeden önce, kolon bazen de rektum ve ilgili diğer organlar alınır. Sadece, bu tür bir ameliyat yalnız kolon ve rektum kanseri riski yüksek hastalar için geçerli olabilir. Ameliyat kararı öncesi doktorunuzla faydaları ve neticeları konusunda görüşmeniz önemlidir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.